CİHAN AKTAŞ AL-ARABY CEDİD’DE

Cihan Aktaş bu hafta Al-Araby Cedid gazetesinin “Dünyadan Yazarlarla Sohbet” bölümüne konuk oldu. Sohbeti gerçekleştiren, Najvan Darwish. Ülkenizin günümüzdeki edebi ve kültürel ortamını yabancı okuyuculara nasıl anlatırsınız? Siyasal kutuplaşma dilinin etkilerinden bağımsız düşünülemeyecek bir edebi ve kültürel ortamımız var. Baskın anlatım dili ironi. Sosyal medyaya rağmen son yıllarda özellikle öykü türünde bir canlanma gözleniyor. Buna karşılık roman türüne dönük okuyucu ilgisi sürüyor....

read more

MEHMET AKİF: ALIP GÖTÜREN BİR OKUMA

 “Özü Sözü Bir Mehmet Akif” başlığıyla bir görüş vermiştim, şairin daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış “Allâh” şiiri gündeme geldiğinde. “Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek: Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.” diye yazan bir şair, bir mütefekkir için konuşmak, hiç yalana sapmadan konuşmak aynı zamanda sürekli konum değiştirmek anlamına da geliyor. “Sessiz yaşadım, kim beni nereden bilecektir?” diye sormuştu Mısır yıllarında, bugün ise hayatının safhalarının anlatmakla...

read more

OĞLAK YA DA TAMAMLANAMAYAN

Cihan Aktaş Televizyon kanallarından birindeki sabah programının burç yorumcusuna göre, dünyanın son otuz yıl içinde yaşadığı sıkıntının nedeni, oğlak (veya Satürn) etkisi. Gelecek yıllarda kova burcuna geçişle birlikte feraha erişecek insanlar; oğlak burcundan olanlar da dahil olmak üzere. Bu arada uzun yıllardır 13 burçlu bir kozmolojik düzen içinde bulunduğumuza dair bir haber yayınlandı. Öyleyse nedir 12 burçlu düzenle ilgili yorum ve kanaatlerimizin kökeni? Belki de tek insan bütün...

read more

ADALET AĞAOĞLU: TUTKULU BİR İNŞANIN HİKAYESİ

Cihan Aktaş Kadından şair olmaz, denilirdi. Furuğ vardı, Gülten Akın vardı oysa, Yaşar Nezihe Bükülmez vardı. Kadından romancı olmaz denilirdi. Adalet Ağaoğlu vardı, Doris Lessing, Simin Danışver vardı. Adalet Ağaoğlu yazarlığıyla birkaç kuşağa kadın olsun erkek olsun cesaret verdi susmayan kalemiyle. Dönemsel ideolojik kalıpların kolaycılığına kapılmadan iyi romanlar, bu toplum için anlam ifade eden romanlar yazmanın peşinde oldu. Başarı vaat ederken klişelere gömen çevrelere sığınmaya da...

read more

İYİ FİLM SAF SÜT GİBİ KENDİNİ BELLİ EDER

 Gülcan Tezcan Tohum, Bahar 2020 Mimar ve edebiyatçı olarak baktığınızda sinema düşünce dünyanızda nasıl pencereler açıyor? Sinema, binlerce yıldan beri sanki bütün ilim ve sanatların bu kurumu  icat edecek şekilde gelişerek geleceğe aktığını düşündürüyor bana sevgili Gülcan. Mimarlık, edebiyat ve sinema arasında birbirini besleyen bir etkileşim çok belirgin. Sinemanın icadıyla hiçbir sanat aynı şekilde kalmadı gerçi, tiyatro tereddütlere düştü, resim zaten fotoğraf makinesinin...

read more

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ” DAHA İYİNİN ENGELİ DEĞİL

İstanbul Sözleşmesi veya “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetinin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi” 1 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılmıştı. Başkent Kadın Platformu gibi İslami çevreden STK’lardan temsilcilerin de katıldığı Türkiye ayağındaki hazırlık süreci sonucunda oluşturulan bu sözleşmeyi TBMM 14 Mart 2012’de kabul etti. 2010’ların sonlarında kimi İslamcı ve muhafazakâr yazarlar, özellikle toplumsal cinsiyet odaklı kısımlarıyla alakalı ayağı...

read more

HALİLÜRRAHMAN GÖLÜ, EZELDEN MEKTEP

I-Bildiğimiz her şeyi yeniden ele aldığımız bir dönemden geçiyoruz. Nitelikli hayat yeniden tanımlanıyor, mutluluk yeniden tarif ediliyor, sağlam değerlere yöneliyor planlar. İlk insanın sığınma güdüsüyle bizi sinsi tehditlerden koruyacak bir barınağa çekildik veya bunu gerçekleştiremediğimiz için korkularla doluyuz. Sahi, nerede olursa olsun kendini sığıntı gibi hissedenleri uyku tutuyor mu? Aile olamamış ama aynı evi paylaşanlar nasıl tahammül ediyor birbirine?  Bir aile korumasından...

read more

GERİ DÖNEMEYEN BABA

Baba, Freud’u onca uğraştıran sancılı büyüme sebebi, aile ocağının sütunlarından biri, aynı zamanda kamusal bir güven sebebidir çocukları için. Erkek çocuk açısından baba nasıl bir erkek olabileceğiyle ilgili keşiflerin –aşılması gereken- sarp atölyesi, kız çocuğu için ise karşı cinsi tanıma ve tanımlamanın temsili. Problemli baba ile problemli kamusal dil arasındaki bağ ise hiç dolaylı değil. Kuşkusuz hem kız hem erkek çocuk için ağrısı sızısı dinmeyen cerahatli bir bağ bu. Çekirdek ailedeki...

read more

“RİCAL” TEMSİLİNİ İHYA EDEN SANATKÂR KADIN

Ayşe Şasa benim için eşi rahmetli Bülent Oran’ın ifade ettiği şekilde “Kibritçi Kız”dır. Elinde olanla imkânsızı başarmanın yoluna düşmüş bir hakikat arayıcısıdır.   Bir masal kahramanı kadar yalın, duru, gerekli ve yakındadır.  Kış soğuklarında ve zifiri karanlıkta yaktığı ışıkların aydınlattığı insan sayısı de hiç az değil. “Telefon sustu bugün, İstanbul’u rahmet bastı” diye yazmış İsmail Kara, yıllar önce onunla ilgili yazdığı “Aramakla Bulunmaz Ama Bulanlar Arayanlardır”...

read more

ŞEF SEATTLE’IN MEKTUBU: GERÇEĞİN YERİNİ ALAN KURGU

Kahramanların iki kez öldüğünü düşünürüm. İlk ölüm tabiidir, ikincisi ise hayat hikayelerine yakıştırılan efsanelerin süreç içinde çözülmesiyle oluşur. Bu ikinci ölüme yol açan çeşitli yüksek inançlar büyük ölçüde kahramanın iradesi dışında gelişen kurgulara dayanır. Seattle şehrinin ismini borçlu olduğu Şef Seattle veya Si’ahl da yaşamış vefatından çok sonra bir kurguyla kahramanlaştırılmayı, hem de iki kez. Twitter’da Pioneer Park’ta Şef Seattle’ın (1780-1866) büstünün yanında çektirdiğim...

read more